به Nostr بپیوندید
2026-08-25 11:09:10 UTC

cinnnar on Nostr: Göç karşıtlığı ırkçılıktır, ve bunda yanlış bir şey yok. Avrupa başta ...

Göç karşıtlığı ırkçılıktır, ve bunda yanlış bir şey yok.

Avrupa başta olmak üzere dünyanın birçok bölgesi, uzun bir süredir göç dalgalarıyla mücadele ediyor. Çeşitli sebeplerden dolayı ülkelerini terk etmek zorunda kalan binlerce, hatta milyonlarca insan yaşam koşullarının çok daha iyi olduğu, barış ve refahın hüküm sürdüğü topraklara göç ediyorlar.

Ana akım medya her ne kadar bu dış göçlerin sebepleri arasında en ağır basanlarının savaş ve politik istikrarsızlık olduğunu iddia etse de, resmi verilerden anlaşılacağı üzere bugünlerde Avrupa ve ABD'ye yapılan göçlerin yarısından fazlası savaşta olmayan ancak yaşam koşullarının kötü olduğu ülkelerden gerçekleşmektedir. Bu da bizlere göstermektedir ki, göçmenlerin birincil motivasyonu, yaşadıkları ülkedeki olumsuz ekonomik koşullardan kurtulmak ve gittikleri yerde geçimlerini daha rahat bir şekilde sağlamaktır. Ancak sorun, dışarıya normalden fazla göç veren ülkelerin, çok nadir istisnalar dışında gelişmemiş ve medeniyet bilincinden yoksun olan insanlara ev sahipliği yapmasıdır. Dolayısıyla bu ülkelerden gelen göçmenler, gittikleri yerlerde toplumsal hayata uyum sağlayamamakta, kültüre adapte olmak için herhangi bir çaba göstermemekte ve ekonomiye değer katmak yerine sosyal yardımlar ile adeta bir parazit hayatı sürmektedirler. Ülkelerinin sınırlarını bu insanlara açanlar, sonucun bu olmasına asla şaşırmamalıdırlar, zira çok nadir istisnalar dışında bu insanların yüksek bir kültüre tam anlamıyla entegre olmaları imkansızdır. Neticesinde, göç alan ülkelerin toplumları giderek yozlaşacak ve göç aldıkları ülkelerin insanları ile aralarında bir fark kalmayana kadar eski özelliklerini ve yeteneklerini kaybedeceklerdir. Modern bürokrasinin neden olduğu sorunlar bir kenara bırakıldığında, Batı medeniyetinin güncel olarak yüzleştiği en büyük risk bu göç dalgasıdır ve devam ettiği takdirde sadece bu medeniyeti yok etmekle kalmayacak, aynı zamanda yerine tam tersi nitelikte, aşağı bir kültür inşa edecektir.

Bu felakete bir son vermek için göç alan ülkelerde çeşitli organizasyonlar baş göstermiştir. Bunların arasında, medeniyeti bedeli ne olursa olsun kurtarmak isteyen, gerçek bir özveri duygusuyla kendi insanının haklarını radikal bir şekilde savunan ve milletinin gelecekteki fertlerine, güvenli, temiz ve her zamankinden daha ileride bir vatan bırakabilmek için mücadele eden oluşumlar yer alsa da, politik zeminde bu konuya tepki gösteren parti ve diğer kuruluşların çoğu, pasifist görüşe sahip insanlardan oluşmaktadır. Bütün bu yaşanılanların temeldeki (tarihsel) nedeninin hak etmeyenlere karşı hoşgörü ve barış yanlısı bir tavır olduğu hala anlaşılamamış olduğu için göçe karşı olan ve yol açtığı sorunların farkına varmış politikacılar dahi, remigration söz konusu olduğunda oldukça ılımlı ve barışçıl bir tutum sergilemektedirler. Gerçek vatanseverlerin bu ölçülülük fanatizmine tepki göstermeleri kaçınılmazdır, zira insan doğasını tanıyan, asgari düzeyde bir antropoloji bilgisine sahip olan bireyler göç karşıtlığının yasal veya yasa dışı göçten hangisine karşı olduğu fark etmeksizin ırkçı temellere sahip olduğunu ve bunun aksinin mümkün olmadığını bilirler.

"Sosyal hayata genel hatlarıyla adapte olmuş, bir işte çalışan, suç işlemeyen, vergisini ödeyen ve en önemlisi de ülkeye yasal yollar ile giriş yapmış olan göçmenler ülkede kalmaya devam etmek için tüm haklara sahiptir."
"Halihazırda vatandaşlığa sahip olan göçmenler ülkelerine geri gönderilmeyecektir."
"Yaşadışı göçmenleri ülkelerine geri gönderirken mümkün olan en barışçıl yöntemler izlenecektir."

Benzeri söylemler belki de söyleyen kişi tarafından gerçekten kastedilmemiş, stratejik bir amaçla söylenmiş olsalar da, bu ihtimal görmezden gelindiğinde, göç karşıtlığının ana prensipleriyle uyuşmamaktadırlar. Üçüncü dünya ülkelerinden Batı'ya göç eden insanlar, yine çok nadir istisnalar dışında hiçbir zaman Batı medeniyetine tam anlamıyla adapte olamazlar. Politikacıların gözünde "yeterli" olan entegrasyon asla amaçlanacak bir ölçüt olmamalıdır. Bu söylenene karşı olarak, Batı'da yaşayan ve bölgenin yerli halkından olmalarına rağmen Batı medeniyetiyle hiçbir alakası bulunmayan, dejenere milyonlarca zoomer gösterilebilir. Ancak günümüzde bu değerlerin zaten yerli halk nezdinde de büyük oranda unutulmuş veya kenara atılmış olduğu gerçeği, milyonlarca Afrikalı ve Arap göçmenin sınırlardan geçmesine izin vermek için bir bahane değildir. Gereken önem verildiğinde ve doğru bir program takip edildiğinde bu nesil rahatlıkla uykusundan uyandırılabilir ancak aynı program yabancı milletler üzerinde etkili olamaz. Çünkü bu milletler hiçbir zaman böyle bir uykuya dalmamışlardır, dolayısıyla geçmişte uyanık oldukları bir zaman da olmamıştır.

Görece ılımlı bir tutum sergilediğinden bahsettiğim kişiler de, her ne kadar gözlerinin hiçbir rengi görmediğini iddia etseler de, yaşa dışı göçe karşı olmak, hatta başta böyle bir sınıflandırma yapmak bile (yasa dışı/yasal), ırkçılıktır ve öjeni yanlısı bir harekettir. Çünkü eğer modern bilimin telkin ettiği üzere ırklar sadece birer social construct olsalardı, gönül rahatlığıyla tüm sınırlarımızı ortadan kaldırıp milyonlarca insanı gözümüz kapalı bir şekilde ülkemize alabilirdik. Sonrasında, eğitimsiz kalmış bu kitlelere doğru bir eğitim vererek ve gereken ekonomik şartları sağlayarak hepsini topluma kazandırır ve aynı barış ve huzur ortamında yaşamaya devam ederdik. Suç işleme potansiyeli olanları da suçun çeşidine göre rehabilite eder veya en kötü ihtimalle hapse atardık. Ancak neredeyse herkes biliyor ki, bunu yapmak bahsi geçen olumlu sonuçların hiçbirine yol açmaz, tersine her şeyin sonunu getirirdi. Şu anda sözde kontrollü bir şekilde gerçekleşen göç bile bu denli bir yıkıma yol açıyorsa, sınırları ortadan kaldırmak tam anlamıyla bir delilik olurdu.

İnsan doğası kapsamındaki konular hakkında dürüste konuşmak için bir zamanlar sahip olduğumuz cesareti henüz geri edinebilmiş değiliz. Bu yüzden bunlar söz konusu olduğunda birçok kişi, hala içinden geçenleri söylemekten çekiniyor hatta insanların çoğu bu görüşlere sahip olduğunu reddediyor ve içindeki mantığı, sağduyuyu baskılıyor. Umuyorum ki son noktaya gelinmeden bu çekingenliği yenmeyi başarabiliriz ve durumu tersine çevirebiliriz.