cinnnar on Nostr: Beyazların Amerika'nın yerlileri olduğunu kabul etmemek yanlış olsa da ...
Beyazların Amerika'nın yerlileri olduğunu kabul etmemek yanlış olsa da anlaşılabilir bir durum çünkü bölgedeki varlıkları 400 senelik bir tarihten ibaret ve bu Amerika'nın gerçek yerlileri olduğu savunulan Kızılderililer'in bölgedeki varlıklarıyla kıyaslandığında oldukça kısa bir süre. Ancak bugün düşünürken tesadüf eseri farkına vardığım asıl çelişki, bunu söyleyen insanların birçoğunun aynı zamanda sivil "milliyetçilik" anlayışını da savunuyor oluşları. Bir milletin parçası olmanın etnik, tarihi ve kültürel aidiyet olmadan da mümkün olduğunu, bireyin salt vatandaşlık benzeri anayasal bağlara sahip olmasının onu herhangi bir milletin parçası haline getirebileceğini iddia ediyorlar. Ancak iki görüşü de eşzamanlı olarak savunmak ciddi bir çelişkiye sebep oluyor. Millet kavramını etnisite, tarihi ve kültürel ortaklık ilkelerinden ayırarak anayasaya indirgemek, her bireyin, aile geçmişi, içinde doğup büyüdüğü kültür, gelenek, değerler ve standartlar fark etmeksizin göç edip belirli bir sürenin ardından elde edeceği vatandaşlık hakkı ile göç ettiği ülkenin geçmişi, kültürü, geleneği, değerleri ve standartlarının bir parçası olabilmesi demektir. Bu bağlamda etnik kimliğin - biyolojik farklar - önemi tamamen ortadan kalkar ve dünya büyük bir köy haline gelir. Bu görüşü savunan kişi için Norveç'e göç etmiş ve vatandaşlık hakkı kazanmış bir Hintli ile, ataları binlerce yılı aşkın süredir bölgede yaşamış olan, bu binlerce yıllık varlık süresince, bölgenin coğrafi şartlarına adapte olmuş, kendi özgün kültürünü geliştirmiş bir Norveçli arasında hiçbir fark yoktur. O halde 400 yıl önce bugünkü ABD topraklarına göç etmiş ve orada kendi devletlerini kurmuş Anglosaksonlar etnik kimlikleri ve sahip oldukları kültür fark etmeksizin Amerikalı sayılmalıdırlar. Bu görüşe, WASP'ların bölgeye giriş yaptıktan sonra bölge halkını katlettikleri, dolasıyla sonrasında kurdukları yerleşimin meşruiyet taşımadığı argümanıyla karşı çıkılabilir. Bu "stolen lands" muhabbeti, en aptal iddialardan biridir ve bunu kabul eden kişinin dünya üzerindeki diğer bütün milletler ve sahip oldukları toprakların kökenleri hakkında ne düşündükleri merak konusudur. Bu mantığa göre herkesin vatanlarının bulunduğu toprakların haklarını, kendilerinden önce gelen millete devretmeleri, o milletin de aynısını kendinden önce gelen millet için yapması ve bu devredip devralma döngüsünün en sonunda medeniyet yok olana kadar devam etmesi gerekmektedir. Ancak bu arkadaşlar için ne yazıktır ki, dünya bir köy değildir ve doğa, liberal kadınların mentalitesiyle çalışmamaktadır.
Sonuç olarak,
1- Kişi ne kadar entegre olursa olsun, göç ettiği bölgenin belki kültürünün bir parçası haline gelse de, asla milletinin bir parçası haline gelemez. Çünkü millet etnik bir olgudur ve bir millete aidiyet, bireyin damarlarından akan kana bağlıdır. Bu gerçeğin anlaşılması biraz zaman alacak gibi gözüküyor.
2- Toprakların sahipliği, fetih yoluyla, kan dökülerek, onurlu bir şekilde bir milletten bir başka millete geçebilir. Bugün beyazların yaşadığı ancak öncesinde farklı bir millete, kültüre ev sahipliği yapmış olan topraklar çalınmış değil başarılı bir şekilde, teknoloji ve medeniyette daha üstün olan grup tarafından ele geçirilmiştir. İnsanlık tarihi benzer fetihlere tanıklık etmeye devam edecektir. Bugün ahlaki olarak tamamen çökmüş, soysuzlaşmış, alçak ruhlu politikacıların liderliğinde gerçekleştirilen Batı'ya olan göç dalgası, göç eden grupların (Arap, Hintli, Afrikalı) göç ettikleri ülkede böcek gibi çoğalarak kademeli olarak çoğunluk haline gelmeleri, teknolojik ve medeni üstünlüklerini kanıtlayarak elde ettikleri bir başarı değil, bahsi geçen politik demagogların Batı kültürü ve medeniyetini tamamen yok etmek için geride kalmış halkları kullanma stratejisidir.
Published at
2026-07-29 10:57:26 UTCEvent JSON
{
"id": "1f1c4b5dd554dacebd4a80de17a8c7e34b7b1e7a4f9d3c4de610db54df5befe5",
"pubkey": "56dd0403b9958a73620c3dbc34c49d5a96ab0b8f10b7dd483128c3701a97eca0",
"created_at": 1785322646,
"kind": 1,
"tags": [
[
"client",
"Primal iOS"
]
],
"content": "Beyazların Amerika'nın yerlileri olduğunu kabul etmemek yanlış olsa da anlaşılabilir bir durum çünkü bölgedeki varlıkları 400 senelik bir tarihten ibaret ve bu Amerika'nın gerçek yerlileri olduğu savunulan Kızılderililer'in bölgedeki varlıklarıyla kıyaslandığında oldukça kısa bir süre. Ancak bugün düşünürken tesadüf eseri farkına vardığım asıl çelişki, bunu söyleyen insanların birçoğunun aynı zamanda sivil \"milliyetçilik\" anlayışını da savunuyor oluşları. Bir milletin parçası olmanın etnik, tarihi ve kültürel aidiyet olmadan da mümkün olduğunu, bireyin salt vatandaşlık benzeri anayasal bağlara sahip olmasının onu herhangi bir milletin parçası haline getirebileceğini iddia ediyorlar. Ancak iki görüşü de eşzamanlı olarak savunmak ciddi bir çelişkiye sebep oluyor. Millet kavramını etnisite, tarihi ve kültürel ortaklık ilkelerinden ayırarak anayasaya indirgemek, her bireyin, aile geçmişi, içinde doğup büyüdüğü kültür, gelenek, değerler ve standartlar fark etmeksizin göç edip belirli bir sürenin ardından elde edeceği vatandaşlık hakkı ile göç ettiği ülkenin geçmişi, kültürü, geleneği, değerleri ve standartlarının bir parçası olabilmesi demektir. Bu bağlamda etnik kimliğin - biyolojik farklar - önemi tamamen ortadan kalkar ve dünya büyük bir köy haline gelir. Bu görüşü savunan kişi için Norveç'e göç etmiş ve vatandaşlık hakkı kazanmış bir Hintli ile, ataları binlerce yılı aşkın süredir bölgede yaşamış olan, bu binlerce yıllık varlık süresince, bölgenin coğrafi şartlarına adapte olmuş, kendi özgün kültürünü geliştirmiş bir Norveçli arasında hiçbir fark yoktur. O halde 400 yıl önce bugünkü ABD topraklarına göç etmiş ve orada kendi devletlerini kurmuş Anglosaksonlar etnik kimlikleri ve sahip oldukları kültür fark etmeksizin Amerikalı sayılmalıdırlar. Bu görüşe, WASP'ların bölgeye giriş yaptıktan sonra bölge halkını katlettikleri, dolasıyla sonrasında kurdukları yerleşimin meşruiyet taşımadığı argümanıyla karşı çıkılabilir. Bu \"stolen lands\" muhabbeti, en aptal iddialardan biridir ve bunu kabul eden kişinin dünya üzerindeki diğer bütün milletler ve sahip oldukları toprakların kökenleri hakkında ne düşündükleri merak konusudur. Bu mantığa göre herkesin vatanlarının bulunduğu toprakların haklarını, kendilerinden önce gelen millete devretmeleri, o milletin de aynısını kendinden önce gelen millet için yapması ve bu devredip devralma döngüsünün en sonunda medeniyet yok olana kadar devam etmesi gerekmektedir. Ancak bu arkadaşlar için ne yazıktır ki, dünya bir köy değildir ve doğa, liberal kadınların mentalitesiyle çalışmamaktadır. \n\nSonuç olarak,\n\n1- Kişi ne kadar entegre olursa olsun, göç ettiği bölgenin belki kültürünün bir parçası haline gelse de, asla milletinin bir parçası haline gelemez. Çünkü millet etnik bir olgudur ve bir millete aidiyet, bireyin damarlarından akan kana bağlıdır. Bu gerçeğin anlaşılması biraz zaman alacak gibi gözüküyor. \n\n2- Toprakların sahipliği, fetih yoluyla, kan dökülerek, onurlu bir şekilde bir milletten bir başka millete geçebilir. Bugün beyazların yaşadığı ancak öncesinde farklı bir millete, kültüre ev sahipliği yapmış olan topraklar çalınmış değil başarılı bir şekilde, teknoloji ve medeniyette daha üstün olan grup tarafından ele geçirilmiştir. İnsanlık tarihi benzer fetihlere tanıklık etmeye devam edecektir. Bugün ahlaki olarak tamamen çökmüş, soysuzlaşmış, alçak ruhlu politikacıların liderliğinde gerçekleştirilen Batı'ya olan göç dalgası, göç eden grupların (Arap, Hintli, Afrikalı) göç ettikleri ülkede böcek gibi çoğalarak kademeli olarak çoğunluk haline gelmeleri, teknolojik ve medeni üstünlüklerini kanıtlayarak elde ettikleri bir başarı değil, bahsi geçen politik demagogların Batı kültürü ve medeniyetini tamamen yok etmek için geride kalmış halkları kullanma stratejisidir. ",
"sig": "6b81db5c16fe5c9b52e46654ce5e1d173f2ff50ba297e584ead37f7bcb1d34d5f4e910fa699cb0794aabe8c0097e145fea56cf06b69ccb6ecba017009b32c7e8"
}